
Kanatları canımı yakıyor, yüreğimde çırpınan kelebeklerin öyle sevgisizlikle oraya buraya çarparak uçuşları birer birer sanki hayata veda ediyorlar sen gibi bende uzaklaşıyorlar. Olmadığında sen, olamıyorum ben. Yalnızlığım aleni. Sevgisizim! Ağlama diyorum gözlerime, Allah büyüktür. Bu kez kan damlıyor yüreğime. Eşsin derken yüreğime, derdim oldun sonunda.Kendimi kardelen çiçeklerine benzetiyorum çoğu zaman. Kardelen çiçeklerinin oldukça hüzünlü bir masalı vardır ya.. Toprağın, suyun, belki güneşin olmaktı tek isteğim! Oldum. Kendimce istemediğim kadar.. Sevgimi en önemlisi yüreğimi verdim! Seni değerlerinden çok daha fazla, diğerlerinden güzel anlamlı sevdim, sevmekten öte Taptım sana ben. Seni sevdikçe sevesim geldi. Kahretsin hala da seviyorum hem de öylesine ki. Sana dair umutlarım tükendi şimdilerde, bana yaşamam için acilen bahaneler bulman gerekiyor. Çığlık atıyorum boğazımı yırtarcasına, Ses yok, geceyi gün ettim yine, Ortada bana ait bir sen yok. Doya doya yaşadım aşkını Doya doya çektim yokluğunun acısını. Seni ben çok güzel sevdim, kimsenin sevemiyeceği kadar güzel. Buna rağmen sen??Üstümü başımı sevdana boyadım. Rengaren, renkler ahenkle dolanırken bedenimde, ben senden çok öte. Aniden durdu zaman senden sonra. Yok oldu tüm heyecanlarım, sevinçlerim. Dört yanım gri siyah, dört yanım sensizlik, dört yanım hatıralar, dört yanım "düş"lerim... Çarpıp düşleri, indirmeli tüm hayalleri. Kırık dökük, virane kalmalı heryer içimdeki ben gibi.Seni düşlediğim zamanlar tarifsiz bir mutluluk, belki saçma ama engel olamadığım bir tebessüm dudaklarımda Aşk işte böyle yapar insanı, böyle bir duygudur aşk, böyle bir tutku. Yaklaşan fırtınayı dalında titreyerek bekleyen taze bir yaprak gibi yaşamak, o zamanlar bir ben vardım; bildiğim, bir de sen; bildiğimi sandığım!Islak kaldırımlar, grisiyah bir gökyüzü, yağmurun toprakla buluşması ve havadaki ılık toprak kokusu, yağmur damlalarında aradığım sen! Gözlerime takılan kimse yok çünkü gözlerimin tanıdığı kimse yok. Gözlerim sadece sana aşikar. Gözlerim gülüşünle yeniden gülmeye adaklar adar, Sen! Yazılarımın katili.. Ruhumun beklediği. Yazmak istemediğim, kanatmak istemediğim beyaz sayfaları, kalem yine seninle yaraladı. Gök yine yokluğuna ağladı.Ve göz yaşlarım yağmurla
yarışa başladı. Neden hep sen?Her yerde sen.Kalabalıklarda yalnızlaştıran beni, hep sana ayarlı kalemim, seni yazmaktan tükenmiyen mürekkebim,hiç bi şeyi anlamıyan sen!Gecem,gündüzüm sensizlikten şaşırdı.Bu kaçıncı mendil hasretinle ağlayan? Kaçıncı gece yastığımı imkansızlığınla ıslatan? Bu kaçıncı kalabalık gözlerime seni aratan? Bilmiyorsun! Ben biliyor muyum ki sen bilesin? Kendimden çok bildiğim, kendimden çok seni sevdiğimi
söyleyemeyişlerim bilmiyor ki. Benim sessiz kelimelerimi,kimsesiz sözlerimi,
aslını yitirmiş cümlelerimi mi bekledin?Benim haykıramadığımı ıssız
rüzgarlarım haykırmadı mı? Gökyüzünden koparak düşen yağmurlar fısıldamadı mı? Yüreğimin adınla çarpışlarını gözlerim anlatmadı mı? Anlattı! Yalan söylüyorsun! Yalan söylüyor gözlerimi ıslatan gözlerin, Yalan söylüyorsun! Sabrın sebatını, gelişinden çok bekledim. aslında yokluğunun imkansızlığımla saklambaç oynayışları. Ya yokluğun var, ya da varlığına gölge imkansızlığın, aslında gözlerime gülmeyen gözlerinin hiç bir zaman unutmıyacağım rengi. Yüreğimin en derdinlerinde. Hissettiğim o yosun yeşili, çılgın nehirlerin çoşkusu sinmiş rengi. Bu yazdıklarım, kalabalıklara söyleyemediğim, kağıtlara söyleyişim seni. "O" an durdu zaman.Yok oldu tüm heyecanlarım,sevinçlerim.
Dört yanım sararmış düşler, dört yanım sessizlik,dört yanım sensizlik.
|