 Merhaba İ... Merhaba D....Merhaba yüzümü güldüren, iki mükemmel insan gülmeyince gözlerime gülücükler, kaybettiğimde tebessümü dudağıma konduran arkadaş hatta kardeşlerim. Evet her şey doğru, yalanı beceremiyen ben! gözyaşlarımı tebessümlerimde saklıyabiliyorum Neden bu küskün bakışlar?? Söyler misiniz, kim ölmüş ki yalandan. Derdin ya İ.... ve seni şiddetle destekliyen D....Haklısınız!! Bu sevdama hiç bir ifade bulamadım ben; Merak ediyorum? Bunca sevgiye nasıl bu "O" kadar sevgisiz kalıyor. Yada "O"nu bunca sevgisizliğine rağmen hala niye böyle seviyorum? anlatamıyorum, bir kördüğüm misali, çözemedim çözülmüyor. Aslında herkes sizler gibi olmalı, olabilmeli. Öyle özledim ki sizleri yüreğim buram, buram hasret artık yazmıyorum da biliyorum ki herşeyi izliyor ve birlikte yaşıyoruz. Çatık kaşlılarınızı görebiliyorum. Hani derdim ya; çatık kaşlarında gülebilmeli, gözyaşlarıyla içindeki matemi akıtabilmeli toplanan tüm hayal kırıklıklarını savurmalı rüzgarlara, ama artık bende en az sizler kadar karamsar sizler kadar süpheliyim perinin kanatları kırık düşler parça, parça. Yanlızlık bir ömre bedel birer döngü gibi hiç durmayan sonsuzluklarda, uçsuz bucaksız arayış içindeyim. Sade ve yalın ama sıkıcı, dünya karmaşası içinde yaşantım eskisi gibi değil. Büyük bir boşluk içerisinde dönen şeyler, bırakıyorum artık onları, onlara bağlı olmaya deymez, bu hayatta senden başkasını sana anlatabilecek. Diyemiyorum eskisi gibi, verin elinizi elele koşalım gökkuşağının altına doğru, koşalım umudun üstüne üstüne. Keşke diyorum elimde bir sihirli değnek olsa zamana dokunup geri getirebilsem yaşananları bi çırpıda değiştirebilsem. Onu daha önce hiç tanımamış olup hayatına tekrar girip kalbimi çalsa. Aynı hataları tekrarlamadan, Sizleri benden alan kader mi, yazı mı her neyse ona tüm gücümle karşı koysam ve bir daha yanımdan hiç ayrılmasanız, ama faydasız işte ne bir deyneğim var ne de gücüm. Benim için değerli olan tek şey yanlızlık! minnacık yüreğimin büyük öyküleri rüyalarla örülmüş bir hayat her şeyi içinde barındıran derin bir sessizlik, kendi içimde yapyanlız kalmam başka şey olamaz. olmayacakda. Hayaller arasındaki yanlızlığım bir ses misali ufak bir meltem gibi vururyor yüzüme ve gönlüme. Sizler beni bırakmış belkide biraktırılmiştiniz ama ben sizleri unutmadım!! tarifi olmaz, sadece düşüncede gizlidir sizleri benden iyi kimse tanıyamaz, sizde beni, farklısınız; bilemiyorum sonunda ne olacağını. Ama çok iyi anlıyorum sonunda yanlızlığımı. Yağmurlardan sonra çıkar gökkuşağı, ben yağmurları dindiremiyorum ki! içinde yankılar taşıyan bir hayatın, kör bıçaklarla kesilmiş tüm yolları, suskunluklarımın içerisindeki özüyle, sözüyle, varıyla, yoğuyla bir sonraya uzanamadığım "O" yalnızlık. Yağmurlardan sonra çıkar gökkuşağı, ben yağmurları dindiremiyorum ki, ve binlerce umut oluşur yedi renginde, herkes ondan bir renk seçer, bir renk, bin umut ve bir sevgi ihtimali, herkes "Seni Seviyorum" der sevdiğine. Ben yedi rengi birden şeçmişim, benim rengim karmakarışık ben gibi. "O" deyince zaman duruyor. Geçmiyor lanet olası. Hani, anlatılacak bir şey olsaydı anlatırdım, anlayabilecek durumda olsaydı sevdamı. İnsan anlayamadığını anlatabilir mi? Sizce!! Anlatacak durumda olsaydım anlatırdım, anlayabilecek durumda olsaydı sevdamı. Haklısınız!! Hayat kısa. Bugün olan yarın yok, tıpkı dün olanın bugün olmadığı gibi. Tıpkı sizler ve "O" gibi. O kadar anlamsız geliyor ki şimdi herşey. Aslında herşey yolunda gibi görünürken bir "O"nun olmayışı her şeyi anlamsız kılıyor. Bazen diyorum; Herşeyimi feda etmeye razıyım bir "O"nu"mu" bana verseler. Oysa hala dilimin ucunda söylemek istediklerim. Haklısınız! Göstermek gerek sevgiyi, Bir çırpıda becerebilmek, Seni Seviyorum demeyi. Siz konuşmasanız bile hayellerim anlıyor söylemek istediklerinizi. Yaşadığım tükenişin, acının, mutsuzluğun son durağı. Bir "O" vardı yürekten hissedebildiğim, bir "O" delice içime işleyen. "O"nlayken doluyordu ciğerlerim havayla ancak. "O" varken atabiliyordu yüreğim. Kanım damarlarımda tenini hissetiğim anlarda hareketleniyordu sadece. Özlüyorum "O"nu, özlemin büyüdükçe büyüyor içimde, durduramıyorum. Kavuşamıyacağımızı bile bile o anı bekleyerek geçiyor zamanım. Hiç bir şey zevk vermiyor bana. Ya o gözler, ya o düşlerimdeki su yeşili gözler, Biliyor mu dersin? Bekliyor mu söylemek istediklerimi, Yoksa aşina değil mi o gözler gözlerime? Sizler biliyor musunuz? Paylaşmak, konuşmak, anlatmak, dinlemek yerine, aşk sadece tene dokunmaktır diyorlar. Ya aşk bu değil ya da ben farklı yaşıyorum, görüyor, biliyor, hissediyorum. Yağmurun toprağı ıslatmasındakı hüzün, çiçeğe hayat vermesindeki sevinç, yarım ayın güneşle buluşması, denizin kayalıkları dövmesi değil belki de. Belki de aşk, gönül gözüyle bakıp, yürekten hissetmek değil. Kim salıyor bu ince sızıları yüreğime? Ya o düşlerimi bağladığım deli çağlayan su yeşili gözler, duymak istiyor mu dersin? Şimdi her günün sonunda "O"nun olmadığı bir geceye uyuyup, ve olmayacağı bir sabaha uyanmayı düşünmek ne zor bir bilseniz. Bir bilseniz!! O kadar anlamsız geliyor ki şimdi her şey. Aslında her şey yolunda gibi görünürken bir "O"nun olmayışı her şeyi anlamsız kılan. "O" tek kelime, çaresizlikleri salıyor yüreğime, bu sessizlik, yüreğimdeki hüzün "O"nun eseri. Zaten sizlerin olmayışı ile Matem tutan yüreğimde...
|